TİROİD HASTALIKLARI KONUSUNDA BİLİMSEL VE TIBBİ METODLARDAN UZAKLAŞMAYIN!

 

GUATR RİSKİ BELİRLEME ANKETİ TIBBEN VE BİLİMSEL OLARAK GEÇERSİZDİR.Son zamanlarda bir özel sağlık kuruluşunda görevli bir dahiliye uzmanınca “GUATR RİSKİ BELİRLEME” adı altında bir anket ortaya atılmakta, tekrarlanarak gündeme getirilmektedir.  Tıbben ve bilimsel olarak böyle bir “GUATR RİSKİ BELİRLEME anketi mevcut değildir. Tiroid hastalıklarından “rant elde etme” ve “medyada yer alma” girişiminin bir ürünü olarak gördüğümüz bu türden anketler hastaları, kamuoyunu ve tıp camiasını yanıltıcıdır.

 

Tiroid hastalıkları son derece kompleks fizyolojik ve biyokimyasal dengeleri içine alan, bazı hastalarda kanser gibi çok ciddi boyutları da olan patolojik olaylardır.   Anketlerde belirtildiği gibi “Bu 10 belirtiden eğer 4 ü sizde varsa guatrdan şüphelenin” şeklindeki açıklamalar tiroid hastalıklarının tanısının ve tedavisinin gecikmesine neden olacak özelliktedir. Tiroid hastalıkları bazen sadece tek bir belirti ile kendini belli ederken bazı hastalarda tüm belirtiler birden ve aniden ortaya çıkabilir.

 

Unutmamak gerekir ki hekimler “hastalık” tedavi etmez, “hasta” tedavi eder. Bu nedenle aynı türden bir tiroid hastalığı dahi her hastada aynı belirtilerle, sistematik bir sıra ve dizi içinde seyretmez. Kaldı ki tiroid hastalıkları onlarla ifade edilen çeşitliliğe sahiptir.

 

Örneğin subklinik hipotiroidizm (gizli tirtoid yetmezliği)  bir hastada ciddi şikayetlere neden olmazken herhangi diğer bir hastada ciddi obezite nedeni olabilir. Aynı şekilde hiperaktif otonom nodülü olan bir hastanın tek şikayeti klostrofobi olabilir.  Özellikle hipertiroidizm vakalarında aritmi nedeniyle hasta uzun süre kardiyoloji uzmanını meşgul edip sonunda tiroid hastalığı teşhis edilebilir. Bu türden yüzlerce örnek vermek mümkündür.

 

Ayrıca, akademik olarak, her hekim, ancak araştırmalarla kabul görmüş, tıp literatürüne girmiş sonuçlara itibar etmelidir. Bu da ancak hakemli dergilerde yayınlanmış, kongrelerde sunulmuş bilimsel araştırmaları kapsar. Bunun dışında, herhangi bir hekim herhangi bir zamanda kalkıp tıbben ve bilimsel olarak geçerliliği ispatlanmamış bir tıp uygulaması yapamaz ve tavsiyelerde bulunamaz. Tıp literatüründe bahse konu bir anket mevcut değildir. Anılan özel sağlık kurumunda çalışan dahiliye uzmanı, bu anketin bilimsel ve tıbbi bir değer taşıdığına inanıyorsa, basına tekraren yaptığı açıklamayı bilimsel metodoloji ve sistematik içinde bir makale haline getirip hakemli uluslar arası bir dergiye gönderip bütün tıp dünyasının kullanımına sunmalıdır.

 

Basınımızda çok popüler olan Sevgiliniz sizi aldatıyor mu?” “Kocanız sizi ne kadar seviyor?” “Evleneceğiniz kişi ile analaşabiliyor musunuz?” türünden “zararsız” anketleri çağrıştıran bu anketteki belirtiler son derece non-spesifik ve hatta bir çoğu fizyolojiktir. Bu türden haberler sağlıklı insanları gereksiz yere tedirgin etmekte, gerçek hastaların hastalığının tanı ve tedavisinde gecikmeye neden olabilmekte,  ileriki dönemlerde kamuoyunun tiroid hastalıkları konusunda yanlış bilgilerle donanmasına neden olabilmektedir. 

 

GUATRIN BİTKİSEL YÖNTEMLERLE TEDAVİLERİ Hiçbir hastalıkta tıbben ve bilimsel olarak kabul görmeyen, ancak ana tıbbi tedavilerin yanında, plasebo (etkisiz ilaç) ve psikolojik etkisi nedeniyle kullanımına hoş görü ile bakılabilecek olan  bitkisel tedavi yöntemleri tiroid hastalıklarının tedavisinde yeri yoktur. Son aylarda kendini (gerçekte hukuken ve tıbben varolmayan) “beslenme ve sağlıklı yaşam uzmanı” olarak tanıtan doktorların da bitkisel tedavilerle guatr ve hatta kanser tedavi ettiğine şahit oluyoruz.

 

DİYETİSYENLERİN GUATR İLAÇLARI VERMESİ Ülkemizde son yıllarda en acımasız şekliyle yükselen gelen diyet-şişmanlık-bitkisel tedavi endüstrisi maalesef tiroid hastalıklarına da el atmıştır. Bazı medyatik diyetisyenlerin, yetkisi olmadığı halde tahliller yaptırıp guatr tanısı koyduğu, guatr olan ve olmayan hastalara eğitimi ve bilgisi olmadığı halde guatr ilaçları verdiğini görebiliyoruz. Zayıflatma amacıyla guatr ilaçlarını verdiğine tanık olmaktayız

 

Son derece ciddi yan tesirleri olabilen, ölümcül sonuçları mevcut bu türden uygulamalar aynı zamanda mevcut tiroid hastalığının tanı ve tedavisinin de yetersiz, geç ve yanlış yapılmasına da sebebiyet verebilmektedir. Bu tür uygulamalarla kanser içeren tiroid nodülünü 3 yıl geciktirilen hastalar görmekteyiz.

 

ana sayfa